« Önceki |

17/12/2009

umutla çaresizliğin kolgezdiği...


Hastane nasıl bi yerdir bilir misin çocuk?

Dinle o zaman..

Umudun had safhasıdır hastane ve umutsuzluğun.

Gelen ziyaretçilerin gözlerindeki acıma duygusu yakar insanı. Onlar bilmezler yüzlerinden akan cümleleri. Sorarlar “iyi misin” diye.Moral olsun dizeleri hazırdadır ceplerinde “iyi gördüm seni, sakın moralini bozma” diye. Mecburi iki çift laftan sonra gülümseyerek veda ederler, ederken de bi isteğin olup olmadığını sorarlar.

Sevinçlerimi istiyorum ben demek istersin. Torunlarımı görebilmeyi, yeniden piknik yapmayı mesela ya da denizi seyretmeyi, yemeğimi kendim yiyebilmeyi…

Ama ne sende onları kelimeye dökecek mecal ne de onlarda bunu yapabilecek kudret vardır. Nefesin anca “sağol” demeye yeter o an. Çaresizliğin çığ gibi büyürken düğüm düğüm olur boğazın, ağlayamazsın.

 

Hastane koridorlarına gece erken gelir. O gri o soğuk uzun koridorlar kararır katran karası. Siyahtan gayrı ağırlık çöker duvarlarına. Çıt sesine kulak kabartırsın. Mucizedir beklediğin de umut edersin  imkânsızlığını bile bile. Zaten duyduğunda üç beş ayak sesidir, nerde kaldı mucize.

İlaçtan ve kandan solmuş çarşaflar sadece bedenini değil ruhunu da sarmalar. Etine sokulan hiçbir iğne yakmaz canını da, ucu ruhunu deler geçer ya adamın ona dayanamazsın işte.

Geride bırakacakların ur gibi büyür. Çocukluğun gelir mesela aklına. Düşündüğün kadar uzak olmadığının farkına varırsın. Ya da ilk aşkın. Sonra, bi zaman yediğin simidin kokusu burnuna tüter, gülümsersin. Ama dedim ya öyle karanlıktır ki hastane geceleri bırak gülümsediğini, seni bile görmezler.

Ağaçtan ayrılan yaprağın hüznüyle anımsarsın sonbaharda olduğunu, son baharında.

 

Ah be evlat! Şimdi şöyle demli bi çay olsa,  yanında da cigara. Tellendirsek anasını sattığımın dünyasına karşı, ne iyi olurdu. Ha bi de şu iliğime işleyen hastane kokusu olmasa...

 

<_script /><_script /> Cursor from www.CarrielynnesWorld.com